Zekâ Nedir?
Türk Dil Kurumu’nun tanımına göre zekâ, insanın düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin tamamı olarak tanımlanabilmektedir. Ayrıca öğrenme, öğrenilenden yararlanabilme, yeni durumlara uyabilme ve yeni çözüm yolları bulabilme yeteneği olarak da tanımlanabilir (Atalay Yörükoğlu, 2004). Zihnin algılama, bellek, düşünme, uslamlama, öğrenme gibi birçok işlevini içerir. Sözcük çok geniş anlamda kullanılsa da psikologlar tarafından yaratıcılık, kişilik, bilgi ve akıl gibi değişik kategorilere ayrılmıştır.
1 Zekâyı Belirleyen Etmenler
Zekâyı belirleyen 3 temel etmen vardır (Atalay Yörükoğlu, 2004).
1.1 Kalıtım
Temelde zekâ allah vergisi bir yetenektir. Doğuştan gelir ve büyük ölçüde kalıtımın etkisiyle belirlenir. Yapılan çalışmalarda çocuğun zekâsı ile ebeveyinlerinin zekâsı arasında yüksek düzeyde ilişki olduğu saptanmıştır (Neriman Aral, Gülen Baran, Şenay Bulut, Serap Çimen, 2001). Zekâ, gen adı verilen ve kalıtımı belirleyen özellikler ile rastlantısal bir yolla çocuğa geçer.
1.2 Doğum ve Öncesi
Çocuğun döl yatağında uygun beslenmesi, beyin kanlanma ve oksijen alımının yolunda gitmesi gerekir. Örneğin; zor bir doğum sırasında çocuğun soluğu uzun süre kesilirse, beyin gözeleri ölür ve sonuçta zekâsı etkilenir. Bunun gibi, beyin dokusunu doğum sonrasında örseleyen yaralamalar ve beyin yangıları da zekâ gizilini (potansiyelini) düşürebilir (Atalay Yörükoğlu, 2004). Annenin gebelik süresince nasıl beslendiği de zekâ gelişimini etkileyen bir etkendir.
1.3 Çevre
Çocuk doğuştan getirdiği zihinsel potansiyelini kullanabilmek ve geliştirebilmek için çevreye ihtiyaç duyar. İlk yaşlarda anne babanın uyarması, ilgisi, zekâyı geliştirebileceği gibi, bunun tersi de olabilir. Genel olarak zekânın %75′i ilk dört yılda oluşur ve 20 yaşına kadar gelişimini sürdürür (Neriman Aral, Gülen Baran, Şenay Bulut, Serap Çimen, 2001).
2 Zekâyı Ölçmek
Zekâ testleri, kişilerin yapabilecekleri işlere, becerilerine, yanıtlayabilecekleri sorulara, yaşlarına uygun sayı, söz bilgisine ve biçim ilişkisine dayandırılarak hazırlanır (Atalay Yörükoğlu, 2004). Zekâ, standardize edilmiş bu zekâ testleri ile ölçülür (Neriman Aral, Gülen Baran, Şenay Bulut, Serap Çimen, 2001). Bu testlerdeki sorular her yaşa göre özel olarak hazırlanır. Günümüzde insanların zekâlarının ölçümünden 3 farklı zekâ türü ortaya çıkmaktadır.
2.1 EQ
İlk olarak 1980’lerin sonunda University of New Hampshire psikologlarından Peter Salovey ve John Mayer tarafından araştırılan ve tanımı koyulan duygusal zekâ ya da yaygın İngilizce ifade edilişiyle EQ (Emotional Quotient), bir insanın kendisine veya başkalarına ait duyguları anlama, sezinleme, yönetme ve yönlendirme yetisi, kapasitesi ve becerisinin ölçümünü tanımlamaktadır. Daniel Goleman, duygusal zekâ ile ilgili yazdığı kitaplar ile bu kavramın herkes tarafından bilinilirliğini sağlamıştır.
2.2 IQ
1912 yılında Alman psikolog Willliam Stern’in Alfred Binet ve Theodore Simon’ın tasarladığı gibi zekâyı değerlendirmek için ortaya koyduğu bir yöntem olan Zekâ Katsayısı ya da IQ (Intelligenz-Quotinent), zekâyı ölçme amaçlı birkaç farklı standartlaştırılmış testlerden çıkarılan değerdir. Testlerde kişinin doğru yanıtladığı sorular dikkate alınarak zekâ yaşı hesaplanır. Zekâ yaşının gerçek yaşa bölümünün 100 ile çarpılmasıyla IQ ortaya çıkar: IQ = (Zekâ Yaşı / Gerçek Yaş) x 100 Örnek olarak; 10 yaşındaki bir çocuk yapılan testte yalnızca 6 yaş düzeyine kadar olan soruları/görevleri yapabilmişse, IQ’su (6/10) x 100 = 60 olarak hesaplanır. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) önerdiği zekâ sınıflandırması şu şekildedir. Çizelge 2-1 : Uluslararası Zekâ Sınıflandırması|
IQ |
Zekâ sınıfı |
|
0-20 |
Derin zekâ geriliği / zihinsel engel |
|
21-35 |
Ağır derecede zekâ geriliği / zihinsel engel |
|
36-50 |
Orta derecede zekâ geriliği / zihinsel engel |
|
51-70 |
Hafif derecede zekâ geriliği / zihinsel engel |
|
71-79 |
Sınırda zekâ |
|
80-89 |
Donuk zekâ |
|
90-109 |
Normal ya da ortalama zekâ |
|
110-119 |
Parlak zekâ |
|
120-129 |
Üstün zekâ |
|
130 ve üstü |
Çok üstün zekâ |
2.3 SQ
IQ ve EQ üzerinde yapılan incelemelerde, her iki zekâyı da aşan ve her iki zekâdan da önemli sonuçlar doğuran farklı noktalar olduğu görülmüştür. Yapılan gözlemlere göre insan, başına gelebilecek bir trafik kazasını önleyebilir, gecenin karanlığında hırsızın kapısının önünden geçmesine gizli yöntemlerle engel olabilmektedir. İnsanın sahip olduğu bu zekâ mevcutta kullanılan zekâ ölçümleri olan IQ ve EQ ile ölçümlenememektedir. Sahip olunan bu zekâyı ölçümleme ihtiyacına binaen, ruhsal zekâ ya da SQ (Spiritual Quotient) kavramı ortaya çıkmıştır. SQ, IQ gibi bir idrak becerisidir. EQ ruhsal derinliğin kapısına dayanan önemli bir adımdır; ancak “evren-yaratıcı” bütünlüğünden kopuk olduğu için hâlâ çok sınırlıdır. Bu zekâyı kavramlaştıran ilk eser, Oxford Üniversitesi’nde “stratejik liderlik programı” çerçevesinde eğitimci olan Donah Zohar ile psikiyatrist ve psikoterapist olan Dr. Ian Marhsall tarafından 2001 yılında “SQ: Connecting with our Spiritual Intelligence” adıyla 288 sayfalık bir kitap olarak yayınlanmıştır.
3 Çoklu Zekâ Kuramı
Bilimin her geçen gün artan bir ivme ile geliştiği günümüzde, pek çok okulda ananevi eğitim ve öğretim yolları kullanılmaya devam edilmektedir. Kullanılan bu yolların ortak özelliği ders kitaplarında bulunan bol miktarda verinin ezberlenmesi ve öğrencinin karşısına gelecek sınavlarda ezberlenen bu verilerin kullanılarak başarıya ulaşılmasının sağlanmasıdır. Bilim geliştikte kişilerin karşısına gelecek olan problemlerin de gelişeceği düşünüldüğünde, bilgiler arasında ilişki kurulmaksızın ezberlenmesindense kişinin problem çözme yeteneği kazanarak, bilgiler arasındaki ilişkileri derinlemesine düşünmesi ve yaşam boyu aktif öğrenmesi giderek daha önemli hale gelecektir. Süregelen yıllarda kişilerin doğuştan geldiğine inanılan belli bir zekâya sahip olduğu ve yaşamını sahip olduğu bu zekâya hiçbirşey katmadan sürdürdüğü görüşü hakimken, günümüzde insan zekâsının sınırları araştırmalarla birlikte yeniden çizilmeye başlanmıştır. 1980’lere kadar geçen süre zarfında insan davranışları konusunda yapılan araştırmalar umut verici gözükmemekteydi. Eğitim öğretim hayatı boyunca başarılı addedilip zeki olarak yaftalanan öğrenciler, mezun olduktan sonra iş bulmakta büyük zorluklar çekiyor ve gerçek hayata uyum konusunda hatrı sayılır sıkıntı yaşıyorlardı. Bu zeki öğrencilerin pek çoğu inanılmaz davranışlarla toplumu şaşırtıyor ve antisosyal tavırlarla anne babaları endişelendiriyordu. 1980′li yılların başlarından itibaren dünyanın gelişmiş denilen ülkelerinin pek çoğunda ahlaki anlamda bir çöküşle birlikte bilim adamları, eğitimciler ve aileler, gençler adına binlerce hayal kırıklığı yaşamaya başlamıştır. Bir öğrenme psikoloğu olan Howard Gardner zekâ kavramına farklı bir boyut getirmiştir. Gardner, 1983′te yazdığı “Aklın Çerçeveleri” adlı kitabında kültürlerin ve bilim adamlarının zekâyı çok kısıtlı olarak tanımlayarak ele aldıklarını, zekânın bir veya birkaç faktörden çok daha fazlasını içerdiğini ve her insanda 7 farklı zekânın bulunduğu tezini ortaya atmıştır. Gardner, Çoklu Zekâ Teorisini ortaya atmadan önce pek çok bilimsel araştırma sonucundan faydalanmıştır. Bu çalışmalar sonucu insan beyninin farklı bölümlerden oluştuğu ve her bir bölümün özel işlevlere sahip olduğu gerçeği ortaya çıkmıştır. Gardner, çalışmaları sonucu zekâyı yeniden tanımlamaktadır. Zekâ, değişen dünyada yaşamak ve değişimlere uyum sağlamak amacıyla her insanda kendine özgü bulunan yetenekler ve beceriler bütünüdür. İnsan zekâsı yaşamın her anında, bir makineyi icat ederken, bir hedefi gerçekleştirirken, insanları ikna ederken, bir söküğü dikerken veya bir resim çizerken, bir rolü canlandırırken çok farklı zaman ve durumlarda harekete geçer ve kullanılır. Gardner, zekâ diyerek adlandırdığı 7 farklı beceriyi öğrenme, problem çözme ve insan olma için etkili birer araç olarak tanımlamaktadır. Gardner’a göre her insan sahip olduğu zekâlarla birlikte farklı bir öğrenme, problem çözme ve iletişim kurma yöntemine sahiptir. Dünya tarihine şöyle bir bakıldığında, Gardner’ın teorisini destekleyen pek çok önemli ayrıntıya, olaya rastlanabilinmektedir. Dünyanın en ünlü atletleri, en büyük müzisyenleri girdikleri IQ sınavlarından çok düşük puanlar almışlardır. Böylesine düşük IQ puanlarına göre bu insanlara zeki diyemiyorsak, onları kendi alanlarında bu denli başarılı kılan ne olabilir? Bu başarılı insanların zihinsel yeterliliği farklı ilgi ve beceri alanları ile yeniden tanımlanabilir. Çünkü her insanın kendini ifade ederken kullandığı dil farklıdır. Bir müzisyen kendini yaptığı bestelerle, bir tiyatrocu kendini canlandırdığı rollerle ya da bir ressam çizgileri ile kendini ifade eder. Her insan farklıdır. Tektir ve özeldir. Her insanın da insanlık kültürüne katkısı farklı yönlerdedir. Gardner yıllar boyu hakimiyetini sürdüren insanların tek bir zekâya sahip oldukları IQ denen zekâ anlayışını kırmıştır. Gardner’a göre insanların sahip oldukları çoklu zekâların her biri yaşamak, öğrenmek, problem çözmek ve insan olmak için kullanılan etkili birer araçtır. Gardner’ın tanımladığı zekâ türleri :- Sözel – Dilsel Zekâ
- Mantıksal – Matematiksel Zekâ
- Görsel – Mekansal Zekâ
- Bedensel – Kinestetik Zekâ
- Müziksel – Ritmik Zekâ
- Kişisel – İçsel Zekâ
- Kişilerarası – Sosyal Zekâ
- Doğa – Varoluşcu Zekâ
3.1 Sözel – Dilsel Zekâ
Dili etkili bir biçimde kullanma, kelimelerle ve seslerle düşünme, dildeki kompleks anlamları kavrayabilme, insanları ikna edebilme, dildeki farklı yapıları fark edebilme, yeni yapılar oluşturabilme ve farklı dilsel kalıplarla ilgilenme becerisidir. Bu Zekâya Sahip İnsanların Özellikleri :- Farklı kelimeleri, sesleri, ritimleri, renkleri dinler ve tepkide bulunur.
- Diğer insanların seslerini, dil üslubunu, okumasını ve yazmasını taklit edebilir.
- Dinleyerek, okuyarak, yazarak ve konuşarak öğrenir.
- Cümleleri dinler, yorumlar, farklı bir tarzda ifade eder ve söylediklerini hatırlar.
- Okuduklarını anlar, özetler ve kolaylıkla hatırlar.
- Farklı zamanlarda, farklı amaçlar için, farklı gruplara etkili bir biçimde hitap edebilir.
- Dinleyicileri, konuşmaları ile etkiler. Okuma, yazma, dinleme ve konuşma gibi dil sanatlarında farklı yapılar oluşturabilir.
- Dilbilgisi kurallarını etkili bir biçimde kullanarak yazar. Kelime dağarcığı zengindir.
- Farklı dilleri öğrenme becerisine sahiptir.
- Hikaye, şiir yazma gibi etkinliklerden zevk alır.
- Yeni dil formları oluşturur.
- Etkili dinleme becerilerine sahiptir.
3.2 Mantıksal – Matematiksel Zekâ
Sayılarla çalışma, muhakeme etme, tümevarım ve tümdengelim teknikleri ile düşünebilme, soyut ve sembolik problemleri çözebilme, kavramlar, düşünceler ve fikirler arası kompleks ilişkileri algılayabilme becerisidir. Bu Zekâya Sahip İnsanların Özellikleri :- Neden sonuç ilişkilerini çok iyi kurar.
- Somut cisimleri soyut sembolik ifadelere dönüştürebilir.
- Mantıksal problem çözümlerinde başarılıdır.
- Hipotezler kurar ve sınar.
- Bulmaca ve zekâ oyunlarını sever.
- Miktar tahminlerinde bulunur.
- Grafikler ya da şekiller halinde verilen ( görsel ) bilgileri yorumlar.
- Bilgisayar programları hazırlar.
- Grafik, şema, şekillerle çalışmaktan hoşlanır.
3.3 Görsel – Mekansal Zekâ
Resimlerle, şekillerle düşünebilme, görsel dünyayı algılayabilme, şekil, renk ve dokuları zihnin gözleriyle görebilme ve bunları sanatsal formlara dönüştürebilme yeteneğidir. Psiko-motor becerilerin gelişmesiyle başlar, el – vücut – beyin koordinasyonunun gelişimi küçük kas gelişiminin mükemmel çalışmalarıyla geliştirilebilir. Bu Zekâya Sahip İnsanların Özellikleri :- Görerek ve gözleyerek öğrenir.
- Kolaylıkla yön bulma becerisine sahiptir.
- Grafik, diyagram, harita, şekil ve modelleri yorumlayabilir.
- Dinlediklerinden zihinsel objeler hayaller, resimler üretir. Öğrendiği bilgileri hatırlamada bu zihinsel resimleri kullanır.
- Çizmek, resim yapmak, boyamak ve modeller oluşturmaktan zevk alır.
- Üç boyutlu ürünler hazırlamaktan hoşlanır.
- Origami ve maketler hazırlar. Bir objenin farklı açılardan perspektifini anlayabilir, onu zihninde canlandırabilir.
- Öğrendiği bilgileri somut ve görsel sunuşlara dönüştürür.
3.4 Bedensel – Kinestetik Zekâ
Aklın ve vücudun mükemmel bir fiziksel performansla birleştirilerek belli bir amaca yönelik faaliyetlerin sergilenebilmesi yeteneğidir. Bu Zekâya Sahip İnsanların Özellikleri :- Zihin ve vücut koordinasyonlarını etkili bir biçimde kullanır.
- Sağlıklı yaşam konusunda vücuduna özen gösterir.
- Fiziksel işlerde, görevlerde denge, zerafet, maharet ve dakiklik gösterir.
- Çevresini, nesneleri, eşyaları dokunarak ve hareket ederek inceler.
- Öğrendiklerine dokunmayı ya da onları kullanmayı tercih eder.
- Fiziksel maharet isteyen alanlarda (dans, spor v.b.) yenilikler keşfeder ve farklılıklar ortaya çıkarır.
- Rol yapma, atletizm, dans, dikiş nakış gibi alanlarda yeteneği vardır.
- Aktif katılımla daha iyi öğrenir. Söylenenden daha çok yapılanı hatırlar.
- Gezi – inceleme – model / maket yapma gibi fiziksel aktivitelere katılımdan zevk alır.
- Organizasyon yapma özelliği gelişmiştir.
- Bulundukları çevreye ve onu kapsayan sistemlere karşı duyarlıdır ve sorumlu davranır.
3.5 Müziksel – Ritmik Zekâ
Sesler, notalar, ritimlerle düşünme, farklı sesleri tanıma ve yeni sesler, ritimler üretme, ritmik ve tonal kavramları tanıma ve kullanma, çevreden gelen seslere ve müzik aletlerine karşı duyarlı olabilme becerisidir. Bu Zekâya Sahip İnsanların Özellikleri :- İnsan sesi ve çevreden gelen sesler gibi çok farklı seslere karşı duyarlıdır, dinler ve tepkide bulunur.
- Müziği yaşamında kullanmak için fırsatlar oluşturur.
- Seslerle nota ve ritimlere karşı özel bir ilgiye sahiptir.
- Müziği hareketlerle birleştirerek farklı figürler ortaya çıkarabilir.
- Müziksel enstrümanlara karşı ilgilidir. Enstrümanları kullanmayı kolaylıkla öğrenebilir.
- Orijinal müzik kompozisyonları oluşturabilir.
- Ritim tutar.
- Öğrendiği şarkıları mırıldanarak gezer.
3.6 Kişisel – İçsel Zekâ
Kendi hakkımızdaki duygu ve düşünceleri şekillendirebilme, yaşamı sürdürebilme ve yaşadıklarımızdan öğrendiklerimizle, hayat felsefemizi oluşturabilme, yaşamımızı bu doğrultuda planlanma, kişisel istek ve hayaller oluşturabilme becerisidir. Bu Zekâya Sahip İnsanların Özellikleri :- Yalnız kalmaktan hoşlanır.
- Yaşadığı her olay ve deneyim üzerinde çok fazla düşünür.
- Kendi içinde bir değer ve anlayış sistemi oluşturur.Her şeyde kendinden bir şey arar.
- Kendi duygu ve düşüncelerinin farkındadır.
- Kendisini farklı tarzlarda ifade edebilir ; yazar,ressam,heykeltraş…vb.
- Yaşam felsefesini oluşturmaya yönelik bir anlayış içindedir.
- Bireysel çalışmalardan zevk alır.
- Yaşamında motivasyon kaynağı, hedefleridir.
- Kendisi üzerinde düşünmek için çok zaman harcar ve sürekli bir kişisel değerlendirme süreci yaşar.
3.7 Kişilerarası – Sosyal Zekâ
İnsanlarla birlikte çalışabilme, dilini etkili bir biçimde kullanarak çok farklı karakterlere sahip insanlarla kolaylıkla iletişim kurabilme, insanları yönetebilme, onlarla uyumlu çalışabilme ve insanları ikna edebilme becerisidir. İnsan aklının en önemli özelliklerindendir. Ünlü eğitim bilimci Humprey’e göre insan zihninin en yaratıcı kullanımı, insan ilişkilerini etkili olarak sürdürmekle olur. Bu Zekâya Sahip İnsanların Özellikleri :- Yaşıtları ile ya da farklı yaş grupları ile birlikte olmaktan zevk alır.
- Diğer insanların duygularına karşı duyarlıdır.
- Diğer insanları konuşmaları ile etkiler.
- Grup ve takım çalışmalarından, çok özel ve mükemmel ürünler ortaya çıkararak, gruplar halinde çalışmaktan zevk alır.
- Farklı kültürler, farklı yaşam tarzları konusunda çok meraklıdır.
- Çok küçük yaşlarda bile toplumsal ve politik sorunlarla ilgilenebilir.
- Güçlü bir espri yeteneğine sahiptir.
- Davranışlarının sonuçlarını değerlendirebilir.
- İnsanların her tür davranışına karşı kabul edicidir.
- Sözel ve bedensel dili etkili bir biçimde kullanır.
- Farklı ortamlara, farklı insan topluluklarına girdiklerinde kolaylıkla uyum sağlayabilir.
- İnsanları organize etme yetenekleri vardır. Liderlik vasıflarını taşır.
3.8 Doğa – Varoluşcu Zekâ
Doğadaki tüm canlıları tanıma, araştırma ve canlıların yaratılışları üzerine düşünme becerisidir. Bu Zekâya Sahip İnsanların Özellikleri :- Doğadaki hemen her canlının yaşamına ilgi duyar. Farklı canlı türlerinin isimlerine karşı dikkatlidir; çiçek türleri, hayvan türleri onlar için çok çekicidir.
- Zooloji, botanik, organik kimya, tıp, fotoğrafçılık, dağcılık, izcilik…vb alanlara ilgi duyar.
- Seyahat etmeyi, belgeseller izlemeyi severken, doğa ve gezi dergilerini incelemekten hoşlanır.
- Doğadaki bitki türlerine karşı duyarlıdır.
- Doğanın insanlar üzerindeki ya da insanın doğa üzerindeki etkisi ile ilgilenir.

